AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Beyaz Köşk'ün Sonu ve Yükseliş Cemiyeti Dönemi (1972-1980)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
GodfreyxCeLLaD
5 lvl
5 lvl
avatar

Mesaj Sayısı : 63
Kayıt tarihi : 14/04/09
Yaş : 94
Nerden : Tekirdağ/Çerkezköy

MesajKonu: Beyaz Köşk'ün Sonu ve Yükseliş Cemiyeti Dönemi (1972-1980)   Perş. Nis. 16, 2009 8:22 am

Beyaz Köşk'ün Sonu ve Yükseliş Cemiyeti Dönemi (1972-1980)

1972 yılında, kurulun planladığı düşünülen, mecliste üzerinde uzun süredir tartışılan, bütün İstanbul'u bir araya getirmek amacıyla kurulması planlanan büyük cemiyet, Yükseliş Cemiyet'i adı altında kuruldu. Cemiyet'in önceliği, Beyaz Köşk denilen, artık kontrolden çıkmış oluşumu ortadan kaldırmak ve Şehir Meclisi'ni tekrar Büyük Postane'deki mekanında faaliyete geçirmek idi. Meclis'te yapılan oylama sonucunda, Yükseliş Cemiyeti'nin başkanlığına Aydemir Bey seçildi. Cemiyetin yönetim kurulu üyeleri ise Nihat, Agah, Ziya ve Mehmet Bey'lerdi.

1973 yılında Yükseliş Cemiyeti, artık oldukça genişlemiş ve cemiyetle ilgili dedikodular, bütün Eminönü'ne yayılmıştı. Azat Efendi beyaz büyücülerden bir istihbarat örgütü kurmuş ve otoritesini reddeden cemiyet üyelerini yakalatma çalışmalarına başlamıştı. 1973 yılı boyunca bir çok cemiyet üyesi yakalandı ve yakalananlar öldürüldüler veya Eminönü'nden, meteor bölgesine sürüldüler. 1973 yılı sonunda yükseliş cemiyeti yeterli kuvveti toplamış hatta, Beyaz Köşk'ün miadını doldurduğunu düşünen bazı beyaz büyücüleri bünyesine katmıştı. Şifa Yurdu, olaylar süresince tarafsızlığını muhafaza etti. 1974 yılı yaz mevsiminde, Yükseliş Cemiyeti'nin büyük ayaklanması başladı. İstanbul tarihinin o zamana kadar gördüğü en kanlı çarpışmalar 1974 ayaklanmasında yaşandı. Çok kuvvetli beyaz büyücüler ve sayıca çok fare adamlara karşı, güçlenmiş yükseliş cemiyeti ve bazı isyankar fare adamların birliği. Sonuçta kaybeden taraf beyaz büyücüler oldu. Köşkün önünde, Azat Efendi ve beyaz büyücüleri yaptıkları son direnişte can verdiler. Ancak bu zafer cemiyet ve Eminönü için de oldukça pahalıya mal oldu.

"O yıldızsız gecede, köşk sokağı gündüz gibi aydınlıktı. Sayıları oldukça azalmış olan beyaz büyücüler, olası tehditlerden haberdar olabilmek için, sokağı büyü ışığıyla doldurmuşlardı. Çok kudretlilerdi. Onlar arasında geçirdiğim yıllar süresince, bunu bu kadar idrak edememişim sanırım. Meğerse her şeyin daha kolay olacağına dair bir yanılgı, zihnimi esir etmiş, teslim olacaklarına dair inancım bu kör yanılgıdan ibaretmiş. Kuklacının talebeleri, sayıca az olmalarına rağmen, haftalardır direniyorlardı. Son direnişleri de elbette görkemli olacaktı.

Ben kimdim? Biz zamanlar onlardan biri. Azat'ın yaptıklarına takati kalmadığından, gizlice izini kaybettirmiş ve cemiyete katılmış. Herkesin öldü bildiği... Sersem… Bir önceki hafta bir köşe başında sıkıştırdılar beni. O gün ölsem, huzura kavuşacaktım, ama korktuğum başıma geldi, beni tanıdılar ve gitmeme izin verdiler. Ve yüzlerindeki o hayal kırıklığı ve hüzün beynime öyle bir kazındı ki. Evet belki onlar Azat'ın yaptırdığı kıyımın aleti olmuşlardı. Ama en azından hain değillerdi. Peki yine, kimdim ben?

Gecenin sonunda, zafer artık cemiyetin olacaktı, bu kesin. Bana ihtiyaç olduğunu düşünmüyordum artık. Bütün gece elimdeki bir şişe şaraptan güç alarak sokağa baktım ve baktım."

Umut Dergisi 1976 - İsimsiz itiraflar.

Bu ayaklanmanın bir önemi de, insanlar ve fare adamların yapıkları son büyük ittifak olmasıdır.

Ardından Yükseliş Cemiyeti İstanbul üzerindeki hakimiyetini ilan etti ve Şehir Meclisi tekrar Büyük Postane'deki mevkiinde faaliyete geçti. 1975 yılı, tam bir toparlanma yılı idi. Bütün tahribat görmüş yerler tamir ediliyor, idari merciler açılıyor, meclis'in yapısı da değişiyor, Mahluklardan korunmak için düzenli birlikler toplanıyor kısacası tam bir yeniden yapılanma sürecine giriliyordu. Aynı sene, kurşundan daha az etkilenen mahluklara karşı, yakın dövüş silahları geliştirilmesine başlandı. İçinde, pala, savaş çekici gibi silahların barındığı ilk parti, Mısır çarşısı demircisi Mahmut Efendi ve çırağı Rüstem tarafından dövüldü ve teslimatı yapıldı. Bu sırada eğitim de ihmal edilmedi ve Cemil öğretmen önderliğindeki bir grup insan, yıkılan Eminönü mektebini yeni bir binada yeniden hizmete açtılar. Aydemir Bey ve Yükseliş cemiyeti yönetimi bu yapılanmanın her aşamasında bulunuyorlar, herhangi bir şeyin ters gitmesi ihtimaline karşı sürekli yeni stratejiler geliştiriyorlardı.

1975 yılı aynı zamanda son derece önemli bir başka olaya sahne oldu. Meteor dışından İstanbul'a, bir grup ordu mensubu, bütün engelleri aşarak gelebilmişti. Binbaşı Yavuz'un önderliğindeki bu grup, Manisa'daki, 14 yıl yaratıklara karşı direnen bir piyade alayının son temsilcileri idi. Sayıları 45-50 kadar kaldığında, artık direnemeyeceklerini anlayarak, İstanbul'a yola çıkma kararı almışlardı ve sadece 8 asker bunu başarabilmişti. Bu askerlerin gördüklerinden yola çıkılarak, Agah Efendi'nin yazdığı saklı türler isimli kitap daha da geliştirildi. Pek fazla konuşmayan bu gruptan edinilen en umut kırıcı bilgi ise, yolda karşılaştıkları hiç bir yerde medeniyet göremedikleri idi.

1976 yılı, felaket döneminin en refah içinde geçen yılı oldu. Eminönü içerisinde mahluk aktiviteleri azalmış, düzenli denebilecek yönetim sayesinde geçmiş yıllara göre ilerleme sağlanmıştı. Aydemir Bey, yakın dostu Çarşı bölgesi temsilcisi Celal Hakkı Bey'in kızı Perihan Hanım'ı, Yükseliş Cemiyeti'nin diplomatik ilişkiler sorumlusu olarak atamıştı. Bu olayın önemi, meteordan sonra yetişen ilk neslin önemli mevkilerde görev almaya başlaması olarak özetlenebilir. Perihan hanım, aynı yıl Cemil Öğretmenin oğlu, mısır çarşısı defterdar'ı Gediz Bey ile nişanlandı. Bu olay, Çarşı bölgesi çevresinde büyük mutlulukla karşılandı.

1976 yılının önemli olaylarından bir diğeri, Arzın çocukları haftalık gazetesinde yazar olarak çalışmaya başlayan Konkav lakaplı fare adamdı. Bu olay önceleri tepki toplasa da, Arzın çocukları şiddetin azaldığı bu devrin sevilen bir gazetesiydi.

1977 yılının ilk aylarına kadar, bu kısmi huzur ortamı süre geldi. Ancak 1977 yılının bahar ayında, Karaköy'de o zamana kadar hiç görülmemiş büyüklükte bir fare adam toplanması başladı. Aydemir Bey bu toplanmayı kaygı ile izliyordu. Ancak hemen sert tedbirler almadı. Sakin bir hareketle önce Karaköy bölgesinde yaşayan az sayıda insanı, dikkatleri çekmeden Eminönü'ne yerleştirdi. Ardından fare adamların önde gelenleriyle diyalog kurdu. Genel olarak fare adamlar, sayılarının çok artmasını gerekçe göstererek şu anda yerleştikleri iskele bölgesinin ihtiyaçlarını karşılayamadığını belittiler ve Karaköy bölgesine el koyduklarını ilan ettiler. Aydemir Bey fare adamlarla kurulan diplomatik temaslarda Ziya Bey'e güveniyordu. Ziya Bey, tutarlı bir ilişki yürütmeye çalışmasına rağmen fare adamların talepleri artarak devam etti. Karaköy bölgesi resmen olmasa da fiilen fare adamlara bırakılmıştı. Bu fare adamların çoğunu memnun etse de, Gizit adındaki bir fare adam oluşumunu tatmin etmedi.

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
GodfreyxCeLLaD
5 lvl
5 lvl
avatar

Mesaj Sayısı : 63
Kayıt tarihi : 14/04/09
Yaş : 94
Nerden : Tekirdağ/Çerkezköy

MesajKonu: Geri: Beyaz Köşk'ün Sonu ve Yükseliş Cemiyeti Dönemi (1972-1980)   Perş. Nis. 16, 2009 8:22 am

Gizitler,daha önce Eminönü dışında uzun bir süre yaşamış olan fare adamlar tarafından oluşturulmuş bir topluluktu. Aralarında Kuklacı tarafından büyü ile üretilen ilk nesilden olanlar mevcuttu. Ve onlara göre sayıca çok olanın en çok söz sahibi olması gerekiyordu. Bu grubun diğer bir çok fare adam üzerinde büyük bir nüfuzu vardı. Ve onların baskıları sonucunda Gizit oluşumu genişledi, 77 yılının yaz ayında, Gizit'e bağlı fare adamlar resmen Yükseliş Cemiyeti yönetimini tanımadıklarını ilan ettiler. Ardından Galata köprüsünü geçerek Eminönü'ne çeşitli akınlar başlattılar. Ve 1973'ten beri süregelen barış dönemi sona erdi.

Savaş esnasında Eminönü çevresi biraz daha değişti. Eskiden sığınılacak mekan olarak kullanılan Antrepo, savaşı fırsat bilerek saldırıya geçen cinlerin kontrolü altına geçti. Yeni Cami - Galata köprüsü arasında siperler kazıldı. Karaköy'ün kaybedilmesiyle Beyoğlu ile iletişim oldukça zor hale geldi.

Savaşta bütün Eminönü seferber olmuş, büyük kayıplar verilmiş, fakat düşmana da büyük kayıplar verdirilmişti. Binbaşı Yavuz küçük birliği ile bu savaşta büyük yararlılıklar gösterdi. Aynı zamanda, köşkten ayrılan beyaz büyücüler ve 1963'ten beri faaliyet gösteren Şifa Yurdu, Eminönü'nün savunulmasında büyük bir direnç gösterdiler.

Sonbahar ayında savaş bütün yıkıcılığı ile sürerken, Perihan Hanım, fare adamlarla yeniden diplomasi kurulabilmesi amacıyla önemli atılımlar yaptı. Bu atılımların hemen hepsi, Aydemir Bey ve yükseliş Cemiyeti çevresinde, aynı zamanda da Arzın çocukları gazetesinin başını çektiği bir kısım halk arasında büyük destek gördü. Bu çalışmalar sonucunda, hemen hemen Gizit kadar güçlü ancak daha az katı olan bir fare adam klanı olan Galata ile iletişime geçilebildi.

Savaş bütün şiddeti ile sürerken, hem insanlar, hem de fare adamlar, saklı türlerle mücadele etmekte gün geçtikçe daha çok zorlanıyorlardı. 1978 yılının başında Perihan Hanım'ın çabaları sonuç verdi ve Galata klanı, Gizitleri ateşkes yapmaya ikna etti ve barış için bir umut doğmuş oldu. Kış ayı yapılacak anlaşmanın pazarlıkları ile geçti. Anlaşmanın maddelerinde Karaköy'ün fare adam kontrolüne verilmesi buna karşın insanların da serbest dolaşım-yerleşim hakkına sahip olması ve fare adamların, eski yük gemisi bölgesini İnsanlara bırakmaları yer alıyordu. Başka bir çok konuda düzenlemeler de içeren anlaşma metni, 5 Nisan 1978'de imzalandı. Ardından yeni barış dönemine Galata köprüsü üzerinde büyük bir kutlama ile başlamasına karar verildi.

14 Nisan 1978 tarihinde, Galata köprüsü üzerinde, müttefikliği simgeleyen büyük bir tak, altına da büyük bir sahne kuruldu. İnsanlardan ve fare adamlardan oluşan kalabalık bir ahali kutlamaya katılmak için köprü üzerini doldurmuştu. Ziya Bey ve Perihan Hanım, dış ilişkiler ekibi, Galata ve Gizit klan liderleri, sahne üzerinde çeşitli konuşmalar yaptılar. Bu esnada fare adam klanları arasında bir huzursuzluk baş gösterdi bunu takiben sahnenin altında büyük bir patlama meydana geldi. Kargaşa ve kaos arasında çatışmalar çıktı. Patlamada Perihan Hanım ve Gizit klanı lideri can verdiler, Ziya Bey ve Galata klanı lideri ise ağır yaralandı. Köprüde bulunan bir çok insan öldüler yada ağır yaralandılar. Fare adam ve insan korumalar arasında çatışmalar çıktı. Bu tarihten günümüze, fare adamlarla bir daha barış yapılmadı.

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
GodfreyxCeLLaD
5 lvl
5 lvl
avatar

Mesaj Sayısı : 63
Kayıt tarihi : 14/04/09
Yaş : 94
Nerden : Tekirdağ/Çerkezköy

MesajKonu: Geri: Beyaz Köşk'ün Sonu ve Yükseliş Cemiyeti Dönemi (1972-1980)   Perş. Nis. 16, 2009 8:23 am

"Sıcak bir gündü, sert bir rüzgar esiyordu Güneybatıdan. Köprüyü yıllardır hiç bu kadar kalabalık görmemiştim. Büyük anlaşma ki böyle adlandırılmıştı gazetede, herkeste yeni bir heyecan yaratmıştı. Perihan Hanım konuşmasını bitirdiğinde, genç gülümsemesinde bir işi başarmış olmanın verdiği mutluluk ve heyecanı okudum, capcanlı, dün gibi hatırlıyorum. Yanında oturan arkadaşım Ziya gözlük camını temizliyordu. Duygulanmıştı, belli etmemeye çalıştığını anladım. Aydemir ve ben ön saflardaydık, sahneye bizi de çağırmışlardı ancak gitmemiştik, çünkü bu başarının sahibi bizler değildik. Bir arka sıramızda, Cemil öğretmen, yanında Perihan hanım'ın nişanlısı olan oğlu Gediz, Handan hanım, Celal hakkı vardı. Bir Agah'ı getirememiştik, aksiliği tutmuştu o gün yine. Ansızın sahnedeki fare adam liderleri sanki bir şeyler sezmişçesine etrafa bakınmaya başladılar. Anonsu yapan delikanlı fare adamlar yönüne doğru bakmaya başladı. Sonra bir kargaşa ve patlama hatırlıyorum. Kulaklarım uğulduyor, korkunç manzaralar gözlerimin önünden geçiyor. Keşke Binbaşı Yavuz'u dinleseymişiz, o ısrar etmişti kutlamanın başka bir yerde yapılmasını, köprü güvenli değil diye.(Ed: Burada Nihat Bey duraksıyor bir süre) Neyse Ali Bey, buraları pek uzun tutmayayım isterseniz, pek için dayanmıyor.

A: Tabi efendim nasıl isterseniz. N: Nihayetinde gel gelelim bu olayın sonrasına, Eminönü bir daha asla kendine gelemedi. Klan zihniyetinin temeli, o gün atıldı. Öyle bir trajediydi ki, sessiz sakin bir delikanlı olan Gediz, ruhu şad olsun, tamamen değişti. Binbaşılarla o bir tarafa gitti, gazeteciler diğer tarafa, biz kaldık ortada. Kötü oldu, çok kötü."

Bir konuk :Eski Yükseliş cemiyeti yönetim kurulu asil üyesi Nihat Bey
Yarım ada mecmuası 1998

14 Nisan olayı, bir çok kaygı verici gelişmeyi beraberinde getirdi. Pek çok insan patlamalardan fare adamları sorumlu tuttu. Anlaşma yanlısı olan kişilere işbirlikçi sıfatı yakıştırıldı. O sırada zaten Eminönü'nde yaşamakta olan bazı fare adamlar,varolan baskı nedeniyle kaçmak zorunda kaldılar. Arzın çocukları gazetesinin barış destekçisi fare adam yazarı Konkav'da hedef olanlar arasındaydı. Olaylardan yaklaşık bir ay sonra, hala ılımlı bir politikayı savunan gazetenin binasının önünde gösteri yaptılar ve Konkav'ı istediler. Selami Bey reddedince, öfkeli bir grup tarafından gazete binasında yangın çıkarıldı. Selami Bey'in de içinde bulunduğu bir kısım gazeteci dumanda boğularak öldüler. Dışarı çıkabilenler arasındaki Konkav kalabalık tarafından alındı. Akıbeti bu gün dahi bilinmiyor. Arzın çocukları gazetesinin dağılışı böyle trajik bir olayın sonrasında meydana geldi. Aydemir Bey, Eminönü'nde yaşayan fare adamları kurtarabilmek için onların topluca Karaköy bölgesine sürülmeleri talimatını verdi. Yükseliş cemiyeti, Karaköy'lü fare adam çatışmaları kadar, Eminönü içerisinde çıkan isyanları da bastırmaya çalışıyordu. Cemiyetin bu kriz anındaki isabetli politikaları sayesinde, içeride olaylar daha fazla büyümeden yatıştırıldı. Gazete olayının faillerinin bir kısmı yakalandı ve meteor bölgesine sürüldü (Yıllardır kimseye bu ceza uygulanmıyordu)

Bu kızgınlıktan doğan ikinci bir vukuat da, Perihan Hanım'ın ölümünden sonra toparlanamayan nişanlısı Gediz Bey'in, İstanbul'a gelişinden bu yana Yükseliş Cemiyeti'nin politikalarını pasif olmakla eleştiren, patlamayla beraber bir adamını kaybedişinin ardından cemiyetten tamamen kopan Binbaşı Yavuz ve adamları ile yeni bir oluşumun içine girmeleri oldu. İleride Lodos adını alacak klanın temelleri o zaman atıldı. Bu büyük acıya saygı duyan Aydemir Bey ve arkadaşları, bu oluşumu durdurmadılar.

1979 yılında gelindiğinde, fare adam savaşlarında Eminönü oldukça zor durumda kalmıştı. Savaşın yorgunluğu ve psikolojik bitkinliği insanlara, fare adamlardan daha fazla tesir ediyordu. Bu esnada, artık Eminönü ile bağları iyice zayıflayan, bilinen İstanbul'un en doğu ucu Beyoğlu'ndan, Arzuhalci denilen bir adam geldi. 35-40 yaşlarında, dikkat çekici bir adam olan Arzuhalci, Aydemir Bey'le ihtiyaç duyulabilecek bir keşfi üzerine konuşmak üzere geldiğini bildirdi.

Ruh taşı denilen icat işte bu konuşmanın ardından Eminönü tarihindeki yerini aldı. Bu taşlar yardımıyla insan vücudu, çeşitli yerlere seyahat etmeksizin ulaşabiliyordu. Bu garip keşfin sırrına karşılık Arzuhalci, Eminönü içerisinde cemiyetten bağımsız bir toprak talebinde bulundu. Aydemir Bey, saklı türlere karşı savaşta büyük avantaj sağlayabilecek bu keşfin, belki de kendi kullanmasından çok yanlış ellere geçmesini istemediğinden dolayı bu talebi kabul etti.

1979 yılı sonunda, hızlı yolculuk avantajını da kullanan Yükseliş Cemiyeti kuvvetleri, Şifa Yurdunun desteğini de arkalarına alarak fare adamlara karşı durumu dengelemeyi başardılar. Ardından barış gelmese de, yenişemeyen taraflar arasındaki çatışmalar azaldı.

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Beyaz Köşk'ün Sonu ve Yükseliş Cemiyeti Dönemi (1972-1980)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Kategorilerin Altındaki Beyaz Rengi Nasıl Kaldırırım ?
» sitemde beyaz sayfa sorunu
» Beyaz Sayfa Cikior Yardim http://gameturkbilisim.forum.st/
» Yazıyı beyaz yapma
» chatboxun arka plan rengi beyaz oldu eskısı gerı sıyah yapamıyorum acıl yardım

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: GENEL FORUM ALANI :: GENEL SOHBET & SERBEST KÜRSÜ BÖLÜMÜ-
Buraya geçin: